Alaplılı Yazıcı Zade Hacı Hüseyin Bey ve Tarihi Belgeler
Alaplı’nın yakın tarihindeki önemli şahsiyetlerinden biri olan Yazıcı Zade Hacı Hüseyin Bey’in mezar taşında şu ifadeler yer almaktadır:
"Huve’l-Baki. Yazıcı Zade Hacı Hüseyin Bey hayfa gerdeğe girdiği gece fetheyledi kabr-i beka. Acep dostlar ne hikmettir bu hikmet; gelenler göç edip gitmekte hasret. Ben dedim ol hükm-ü İlaha razıyım her emrine. Gün ezelden böyle takdir eylemiştir Zülcelal. Merhumun ruhuna fatiha. 17 Nisan 1315 (17 Nisan 1899)."
Günümüz Türkçesi ile Özeti: "Baki olan yalnızca Allah'tır. Yazıcı Zade Hacı Hüseyin Bey, ne yazık ki gerdeğe girdiği gece beka alemi olan kabre intikal etti. Dostlar, bu nasıl bir hikmettir ki dünyaya gelenler hep bir hasretle göçüp gidiyor. Ben Allah’ın takdirine ve her emrine razı oldum; Zülcelal olan Allah, kaderi ezelden böyle tayin etmiştir. Merhumun ruhuna Fatiha."
Tarihi Rivayet: Osmanlı sarayına yakınlığıyla bilinen Hüseyin Bey, kendisine saraydan gönderilen bir cariye ile evlendiği gece vefat etmiştir. İleri bir yaşta gerçekleşen bu vefatın ardından, ölüm sebebi olarak kalp krizi ihtimali üzerinde durulsa da saraydan gelen cariye tarafından zehirlenmiş olabileceğine dair güçlü yerel söylentiler de mevcuttur. Bölgedeki yaşlılar, olayın bir zehirlenme vakası olduğu yönündeki bilgileri günümüze kadar aktarmışlardır.
Yazıcı Zade Biraderler’e Ait Senet Metni
YAZICI ZADE BİRADERLER – İSTANBUL Tutar: 328 Kuruş 5 Para
"Yalnız üç yüz yirmi sekiz kuruş beş paradır. Yazıcı Zade Eyüp ve Halil Beyler ile ortaklarına, yukarıda yazılı olduğu üzere toplam üç yüz yirmi sekiz kuruş beş para borcum bulunmaktadır. Söz konusu meblağı, işbu tarihten itibaren on beş gün sonra kendilerine yahut vekillerine ödemek üzere bu senet bir şart olarak düzenlenip taraflarına teslim edilmiştir."
Borçlu: (...) Köyünden Kadıoğlu Halil Çavuş
Şuhûdu'l-hâl (Olayın Şahitleri):
Keremoğlu Ahmed Köroğlu Ahmed Çavuş Ezicioğlu Şuhûdu'l-hâl Nedir? Osmanlı mahkemelerinde (şer'iyye sicillerinde) davanın gidişatını, hukuka ve usule uygunluğunu gözlemlemekle yükümlü olan heyete "şuhûdu'l-hâl" denir. Bu kişiler, bölgenin tanınan ve güvenilir isimleri arasından seçilirdi. Kadı, karar verme aşamasında bu heyetle istişare eder; örfi hukuk ve yerel adetler hakkında onların bilgisine başvururdu.
|